

Private kredi piyasasında yaşanan sıkıntılar, fonların öncelikle Bitcoin’i satmaya zorlayabilir. Blue Owl Capital’ın OBDC II fonu, Şubat ayında geri çağırma işlemlerini kalıcı olarak durdurdu. Şirket, üç kredi fonundan toplamda 1.4 milyar dolarlık varlığın satışını yapmayı planladığını duyurdu. Bu satışlarla nakit elde edip borçları kapatacaklarını açıkladı.
Çözüm, fonların likiditeyi yönetme şeklinde yatıyor. Blue Owl, geri çağırma taleplerinin dördüncü çeyrek tender yapısının karşılayamayacağını fark edince, kalıcı olarak geri çağırma işlemlerini durdurdu ve bunun yerine sermaye iadesi dağıtımları yapmaya başladı. Fon, nakit elde etmek için borç geri ödemeleri ve varlık satışları üzerinden hareket edecek ve yaklaşık olarak net varlık değerinin %30’unu 45 gün içinde geri dönüş yapmayı taahhüt etti.
Kısacası, Blue Owl’un yaşadığı sorun, sadece onların değil, geniş ölçekteki stres altındaki bir özel kredi yapısının problemi. Benzer şekilde Blackstone’un BCRED fonu, 3.7 milyar dolarlık ilk çeyrek çıkışlarıyla karşılaştığında, çeyreklik geri çağırma kapsamını %5’ten %7’ye çıkararak talepleri karşılamaya çalıştı.
Özel kredi, geleneksel bankalardan dış borç verme pratiği olarak öne çıkıyor ve çoğunlukla halka açılmış tahvil piyasalarına erişimi olmayan orta ölçekli şirketlere kredi sağlıyor. Ancak bu tür kredilerin zor satılabilir varlıklar olması, sorunları da beraberinde getiriyor. Varlık yönetim şirketleri, bu tür kredilere dair likidite vaatleri verirken altında yatan varlıkların likiditesiz olması büyük bir sorun yaratıyor.
Bu durumda, fonlar iki seçenekle karşı karşıya kalıyor: ya geri çağırmaları durdurup güveni zedeler veya kısıtlı alıcıya sahip bir piyasada satış yaparlar. Blue Owl, geri çağırmaları durdurma yolunu seçerken, Blackstone bir hibrit yaklaşım benimsedi: kapsamı artırarak, sermaye enjekte ederek ve akışları yöneterek.
Özel kredi tahminleri, tanıma bağlı olarak 2 trilyon ile 3.5 trilyon dolar arasında değişiyor. Piyasalar, bu durumu en az 3 trilyon dolarlık bir büyüklüğe çıkartıyor ve bu gibi sıkıntıların baş göstermesi durumunda güven kaybının sadece sınırlı kalmayacağını belirtiyor.
Özellikle Bitcoin’in bu süreçte birinci satış noktası olabileceği ifade ediliyor. Likidite sorunları arttıkça, fonlar ellerindeki likit varlıkları azaltmaya başlıyorlar. Bu süreçte yatırımcıların kaldıraçlarını azalttığı görülüyor ve 24 saat işlem gören Bitcoin, bu satış baskısını geleneksel piyasalardan önce absorbe edebiliyor.
Eğer özel kredi satışları hızlanırsa, Bitcoin için üç farklı senaryo öne çıkıyor. İlk senaryo, kısıtlı bir telaş olarak kabul ediliyor ve Bitcoin bu durumda dalgalı bir seyir izleyebilir. İkinci senaryoda, ciddi bir likidite sıkıntısı yaşanması durumunda Bitcoin’de %10 ila %25 arasında bir düşüş yaşanabileceği öngörülüyor. Üçüncü senaryo ise sistematik bir kaos senaryosunu kapsıyor ve Bitcoin ilk bakışta %25 ila %45 arasında bir değer kaybı yaşayabilir.
Sonuç olarak, Bitcoin’in fiyatları bu likidite sıkıntısından fazlasıyla etkilenebilir ve sistematik bir krize doğru ilerlerse Federal rezerv politikasının kolaylaştırılmasından faydalanabilir. Ancak, piyasadaki belirsizlikler ve likidite sorunları devam ederse Bitcoin’in bunun üzerinden kalkması zor olabilir. Ayrıca, Bitcoin’in hızlı bir şekilde toparlanabilir olması, özel kredi enstrümanlarının getirdiği sıkıntılarla baş etmesinde ironik bir durum oluşturabilir.
⚠️ Bu içerik yatırım tavsiyesi değildir.